Aşık Seyrani Şiir Yarışması Sonuçlandı

OKUR MODASI tarafından tarihinde yayınlandı

1800’lü yıllarda Kayseri’de doğmuş  ve 19. yy başta olmak üzere halen günümüz edebiyatında önemli bir yere sahip  olan Aşık Seyrani adına 1. si düzenlenen şiir yarışması Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirildi. Yarışmada konu serbestken dereceye girenlere:
1. lik ödülü : 6.000 TL
2.lik ödülü : 5.000 TL
3.lük ödülü : 4.000 TL ayrıca,
3 adet Mansiyon belirlendi ve ödülü alan her bir şiire 1.000 TL olmak üzere ödüller verildi.

Oktay ENSARİ- Olcay DÜZGÜN/KAYSERİ, (DHA) – KAYSERİ Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Aşık Seyrani şiir yarışmasında Kayserili şair Canan Köksal ‘Asra Yemin Olsun’ şiiriyle 2 bin 255 kişi arasından birinciliği elde ederek 6 bin Türk Liralık büyük ödülün sahibi oldu.
Büyükşehir Belediyesi tarafından ilki düzenlenen yarışmaya 2 bin 255 şiir ön jüri tarafından değerlendirildi. Bunlardan 93’ü üst jüri tarafından değerlendirilmeye alındı. Prof.Dr. Nurullah Genç, Prof.Dr. Turan Karataş, Prof.Dr. Ziya Avşar, Dr.Celal Fedai, Yavuz Bülent Bakiler, Recep Garip, Arif Ay ve Hayati İnanç gibi alanlarında söz sahibi seçkin akademisyen ve kalemlerden oluşan jürinin değerlendirilmesi sonucu 1’inciliği ”Asra Yemin Olsun ” şiirle Canan Köksal (Kayseri), 2’inciliği ”Bir Ruh Hâli” eseriyle Ahmet Turgut Atlık (Tokat), 3’üncülüğü de ”Ne zaman Saçlarını Tarasan”  şiiriyle Berdar Doğan (İstanbul) kazandı.
Milli Mücadele Müzesi’nde düzenlenen basın toplantısında açıklanan sonuçlarla ilgili değerlendirme yapan Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik, ”Kayseri’nin Develi ilçesinden yetişmiş büyük ozan Aşık Seyrani adına bu yıl ilki düzenlenen şiir yarışması, kentimizin kültürel zenginleşmesine bir hız ve güzellik kazandırırken, bu yolda kabiliyeti olan insanlara da bir fırsat vermektedir. Kültür, edebiyat ve sanat hayatının gelişmesi, yaygınlaşması ve bu çizgide eser ortaya koyanları ödüllendirmeye yönelik Aşık Seyrani şiir yarışmamızın önümüzdeki yıllarda genişleyerek devam etmesini diliyorum” dedi.

Develili Aşık Seyrani (1800-1866)

Âşık Seyrani, Türk halk ozanı.

Develi’li (Everek’li) Seyrani’nin doğum tarihi kesin değildir. 1800 veya 1807 yılında doğduğuna dair kayıtlar vardır. Bugün Kayseri ilinin ilçesi olan, o yıllarda Everek adıyla bilinen Develi’de doğmuştur. Asıl adı Mehmet’tir.

Babası fakir bir mahalle camii imamı olan Hoca Cafer Efendi’dir. Çocukluğu ekonomik güçlüklerle geçmesine rağmen babasının sayesinde medrese eğitimi almaktan geri kalmamıştır.

Seyrani’nin hayatı ile ilgili kesin bilgiler mevcut olmadığından halk kendisi için bazı menkıbeler yayarak bu eksikliği gidermeye çalışmıştır. Seyrani’nin ününü duyan çevre vilayet ve kaza aşıkları sık sık Develi’ye gelerek onunla atışırlar. Seyrani ustalığını konuşturarak onları pes ettirir. Ama artık ona Develi dar gelmeye başlamıştır, İstanbul’a gitmeyi arzular.

Seyrani, büyük bir ihtimalle Sultan Abdülmecit’in tahta geçtiği yıl olan 1839 yılında İstanbul’a gelir. O yıllarda İstanbul’da semai kahvelerine, söz meclislerine ilgi gösterilir, aşıklar birer bilge kişi olarak görülür, dinlenirdi. Bu meclislerin tiryakileri, aşıkları yalnız bırakmaz, onları meclisten meclise, kahveden kahveye taşırlardı. Saray’da devlet erkanının konaklarında, zenginlerin köşklerinde bir araya gelen aşıklar, birbiriyle tanışır, söyleşir, atışırlardı. Bazı paşa ve beyler, şairleri himaye eder onlara rahat bir hayat sağlarlardı. Böylesi bir zamanda İstanbul’a giden Seyrani, zamanın saz ve kalem şairleriyle tanışır, bilişir. Seyrani, İstanbul’a gelmişken yarım kalan medrese öğrenimini tamamlar. Şu sözleriyle tanımlamıştır bugünlerini:

“Yedi yıl eğlendi, kaldı Seyrani
Bütün tahsil etti ilmi irfanı
Sendeyken her türlü mürüvvet kanı
Bulmadın derdime çare İstanbul”

Ancak Seyrani karakteri gereği, etrafında gördüğü yanlışlıklara, bu yanlışlıkları yapan Padişah da olsa görmezlikten gelemeyen ve şiirlerinde bu durumları ağır bir şekilde hicveden bir şairdir. Bu yüzden hakkında soruşturma açılmış ve yakalanmamak için de Develi’li bir dostunun yardımıyla Develi’ye kaçmak zorunda kalmıştır. Bir süre burada kalan Seyrani daha sonra Halep’e gider. Burada da tutunamayan Seyrani tekrar Develi’ye gelir. Yakalandığı sinir hastalığından dolayı ona “Deli Seyrani” denmiş, son yıllarını Develi’de yoksulluk içinde geçirmiştir.

Yoksulluğunu, çektiği acıları, dik kafalı bir ozan oluşuna bağlamak pek yanlış olmaz. Seyrani devrindeki gelişmeleri yakından takip etmiş, yanlışlıkları eleştirmiş, şiirlerinde kendisinden önceki ozanların alışılmış konu sınırlarının dışına çıkmıştır. Olaylara genellikle eleştirel gözle bakmış ve halkın sesi olmaya özen göstermiştir. Şiirleri hem ele aldığı konu bakımından hem de kafiye yapısı bakımından çeşitli ve zengindir. Şiirlerini daha çok hece ölçüsüyle yazmıştır. Asıl ününü hece ölçüsüyle yazdığı koşma, semai, destan, nefes ve şathiyeleriyle kazanmıştır. Şiirlerinde daha önce kimsede rastlanmayan kafiye yapılarına yer vermiştir. Şiirlerinde bazen bir tarikat ehli, bazen siyasi bir eleştirmen, bazen de koyu bir aşık olur. Bu da Seyrani’nin içten, dindar, duygulu ve duyarlı bir kişi olduğunu gösterir.