Yazar Cengiz Kerim Kansız ile #36 Kitabı Üzerine Röportaj

OKUR MODASI tarafından tarihinde yayınlandı

Cengiz Kerim Kansız’ın #36 kitabı Diga Yayınevi’nden çıktı. Kitap, kişisel gelişim üzerine farklı bir bakış açısıyla yazımı ve örneklendirmeleri ile dikkat çekiyor. Kitap hakkında merak edilen soruları Sayın Cengiz Kerim Bey’e yönelttik:

 

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Ben tam bir Kupayım. İkincil yönümde Sinek.

Ne demek istediğimi kitabı okuyanlar keşfedebilecekler.

Dünyanın en harika eşine sahip, 3 harika kızı ve kocaman yürekli insanların olduğu muhteşem bir aileye sahibim.

Sevgi temelli atılmış her temelin üzerine inşa edilecek yapıların en şiddetli depremlere bile dayanabileceğini düşünüyorum.

 

Yazmaya ne zaman başladınız?

  Daha çok yeni. Yıllardır özel hayatımda ve iş hayatımda oluşan birikimlerimi yazacağımı hiç planlamamıştım. Geldi bir cesaret.

 

Sizi yazmaya yönelten neydi? Kısaca niçin yazıyorsunuz?

  Üç kızım var ve her birinin doğduğu dönemlerde farklı çıkarımlarım oldu. Hepsinin ortak özelliği birikimlerimi onlara aktarabilmekti.

   Yazabilmek cesaret istiyor. Üçüncü kızım doğduğunda bu cesareti getirdi bana. En başta onlara, sonrasında sınırı olmayan bir sistemin içinde isteyecek herkese ulaşabilmek hayali. Bu hayalin içinde her gün, hayalin sınırları genişliyor.

 

Sevdiğiniz ve eserlerinden etkilendiğiniz bir yazar var mı?

   Kitabımda bahsettiğim bir konu. Hayatım boyunca etrafımı sarmalayan hayatı okumayı başarabildim. O sebeple etkilendiğim kişiler herkesin tanıdığı kişiler değil, hayatımda çok özel yerleri olan kişiler.

 

Eseriniz #36 adıyla  okurlar ile buluştu.  Bu numara neyi ifade etmektedir? Ve ifade ettiği şeyler 36 ile sınırlı mıdır?

  Bir röportajda gülen surat işareti yapmak doğru mudur? Bu soruyu ilk duyduğumda suratımda oluşan ifade gülümsemek. 36 yaşındayım ve her yeni tanıştığım kişiler ile biraz sohbet sonrasında konu yaşa geldiğinde hep bir şaşırma söz konusu. Yok 26 kesin, en fazla 28 olsun diyenler.

Soruya gelirsek 36 sayısı, yaşımın 36 olması sebebiyle kitabın ismi böyle şekillendi. Bu yaşa kadar hayatımda yaptığım hatalar üzerine kurgulanmış bir kitap olduğu için. Bu yüzden de 36 ile sınırlı değil. Belki her gün yapabildiğimiz şeylerdir hatalar.

   Bu arada ikinci kitabımın ismi 37 olmayacak, şimdiden paylaşmak isterim. Çünkü 37 olmadan bitecek, üzerinde çalıştığım 2 yeni kitabım daha var. Belki serinin ikincisi olabilir.

 

Bir eser ortaya koymak, üretmek oldukça zor bir süreçtir. Örneğin bir roman yazarı, hayali dünyasını ve karakterleri okura canlı ve gerçekmişçesine aktarmalıdır. Ancak sizin eseriniz hayata dair bir rehber niteliğinde ve okur ister istemez kendini olayın ortasına buluyor. Böyle bir eseri kaleme alırken ki süreç nasıl gelişti ve karşılaştığınız zorluklar oldu mu? Varsa bunlar nelerdir?

   Süreç birikimler üzerine geliştiği ve yılladır bu değerli taşları bir koleksiyona çevirdiğim için bir araya getirmek zor olmadı. En önemli nokta cesaretti ve o da yazmak üzerine geldi. Bir videoda çekebilirdim belki.

  Hayatım boyunca sonuç odaklı oldum. Sonucundaki ödül o kadar büyüktü ki, zaten böyle bir ödüle ulaşmak kolay olmamalı.

 

Kitabınızı incelerken iskambil kağıdı üzerinden hayatı anlattığınız bölüm özellikle dikkatimizi çekti. Kupa, karo, sinek ve maça sembollerinin farklı insan gruplarını temsil ettiğini belirtiyorsunuz. Bunu kısaca açıklar mısınız?

   Yıllar boyunca farklı bilimler insanların davranışlarını metodlarla açıklamaya çalışmış. Astroloji hava, ateş, toprak ve su olarak açıklar. Sosyolojik araştırmalar A1, A2, A3 ve A4, başka ekoller hayvan sembolleri veya renklerle açıklıyor.

Tüm bu süreci bir iskambil destesi olarak görmek de olası. Açıklamalar yaparken sürecin birbiri ile nasıl da denk düştüğünü gördükçe daha açıklayıcı örnekler oluştu. Özellikle As ve Joker örnekleri…

As bazen değer olarak en düşük bazen de en yüksek yerde olabiliyor. Hayatımızda durduğumuz yerlerde, sadece fiili olarak değil, psikolojik olarak da bizlerin değerini gösteriyor.

Joker başlı başına harika. İhtiyacın olduğu her yerde olması tanımı çok değerli. Hayatımızdaki Jokerlerin değerini bilmeliyiz.

Bu arada benimde kitapta en sevdiğim kısım. Herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği bir yer. Bir projenin başarısını etkileyecek en önemli anahtar kişilerin kendilerinden bir şeyler ararken buna cevap bulabilmesi.

 

Kitabınızda üzerine konuşulabilecek tartışılabilecek pek çok konu mevcut. Şununla devam edelim istiyorum; şansa inanır mısınız?

   Hayatımızda şans diye bir kelime var. Tdk tanımlamış. Örnekler verilmiş. Bu konuda kitabımda yer verdiğim başlık olarak #şansa inanmak.

Hayatın bize getirdiği tüm tecrübeleri, güzelliklerin hikayesini geçmişini unutup şansa bağlamak oldukça yaygın bir yön.

Kişi kendi hikayesini yazarken kullandığı kelimeler, noktalama işaretleri, satır başları asla şans ile bağlantılı olamaz.

“Aldığımız nefes bile bize ait değil ise bu hayatta adlığımız her şey, her tecrübe, her ders bize bir şeyler kazandıracak ama bize ait olmayacak.” Bu #36’dan alınan bir kısım. Aldığımız nefes ve bahsedilen diğer her şey neden bize ait değil? Öyleyse kime ait?

   Sahibinin herkes olduğunu paylaşarak devam ediyorum kitapta. Nedenini açıklarken bu toprakların en önemli kültürü ile eşleştiği için bu yönde devam ediyorum.

Kültürümüzde aynı sofradan yemek yemek o kadar kutsaldır ki tek tek anlatmaya zamanımız yetmez. Sadece bir kahvenin 40 yıl hatrı varsa diğer paylaşımlar?

Peki en büyük sofrayı hayal edelim. Herkesin o nimetten faydalanabileceği… evet kesinlikle gökyüzü, hava nefes…

Neden yıllarca nefes üzerine bu kadar yoğunlaşıldı. Hayatımızdaki en kutsal başlık.

İşte tam burada aynı sofrayı paylaşmışcasına herkesin herkese minneti olduğunu düşünüyorum. 40 yıldan daha uzun bir ömür boyu. Ömrü boyunca yaşadıklarını, hatalarını, mutluluklarını paylaşmak da bir borç.

 

Son olarak eseriniz okurlarla buluştu. Biz şahsen kitabınızı çok beğendik. Sizin #36 için hisleriniz ve düşünceleriniz neler?

   Tabi ki burada çok önemli hassasiyetlerim var. Yıllarca önemli süreçlerden süzgeçlerden geçen birçok eser sahibi kişiler var. Sanat dünyasında bu süreci mektepli ve alaylı olarak ikiye ayırırlar. Ben buradan en baştan alaylı olduğumu paylaşıyorum. Konuları ele alış şekli olarak, farklı benzetmeler ile okuyucuya farklı hayal noktaları sunuyorum. Herkes yazar olabilir.

Kitap yaygınlaştıkça, kitap ile birlikte kendi yaşadıklarına değer ve anlam katacak olan insanları görmek bundan sonraki en büyük ödül olacak.

Buradaki en önemli gizem kitabın proje aşamasından hayata geçiş sürecinde yaşadıklarım. Çok sevdiğim bir dostumun kuzeninin Türkiye’nin en genç yayınevi kurucusu olması en önemli basamaktı. Yolu inanmaktan geçen herkes bir gün bir yerde buluşuyor. Ben yapabileceğime inanmıştım. İşte böyle sebeplerden dolayı şansa inanmıyorum.

   Türkiye’nin en genç ve en dinamik ekibi ile bir araya geldik. Süreçte 7/24 destekleri oldu. Başta Mehmet Severcan Gaygusuz olmak üzere tüm Diga Yayınevi ekibine teşekkürlerimi iletiyorum.

 

Kitabı incelemek isteyen Okur Modası takipçileri için:

https://www.kitapyurdu.com/kitap/36/467431.html